Uzun süredir kimseden masal dinlemiyordum. Yoğundum ya da yorgundum herhalde.
Masalcı nerededır, ne yapıyor diye bir bakayım dedim. Gerçi yakın bir zamanda haber almıştım ama içimdeki kırıklık haberi bile çok yorumlatmadı bana.

Neyse gelelim sadede. Bilrsiniz Masalcı çok açık kalpli, çok açık sözlüdür. Her yaptığını, yaşadığını sevdikleriyle paylaşır. Bu teknoloji çağında da aynen öyle yapıyordu. FaceBook, Twıtter, Instagram vs. Sevenleri, sevmeyenleri hep oradan takip edip masalları dinlerlerdi.

Bir de ne göreyim, masalcı susmuş hatta bazı yerlerde saklanmış bile. Peki, dedim anlatacak masalı mı kalmadı? Yoksa masallarını paylaşmak mı istemiyor? Ama olmaz, Masalcı bunu yapmaz. Peki neden? Bir sıkıntısı, problemi mi var, Masalcının? Bunu anlamanın iki yolu vardı. Birincisi araştırmak, ikincisi Saklanbaç oynamak.

Büyüklerim hep ‘If you don’t know how to handle the answer, don’t ask the question’ (Cevabıyla nasıl başa çıkacağınızı bilmiyorsanız, soruyu sormayın) derlerdi. Bu nedenle ben de Saklanbaç oynamaşa karar verdim. O beni bulana kadar saklanacağım.

Gerçi en son bu oyunu yıllar yıllar önce oynamıştım, belki kuralları değişmiştir ama yine de bir başlayayım.